Galip Deniz ALTINAY

Geçtiğimiz yılın Kasım ayında Çin Halk Cumhuriyeti’nde başlayan ve tüm dünyayı etkileyen korona virüs salgınının kültür ve sanat alanının tümünde olduğu gibi sinema endüstrisi üzerinde ciddi etkileri oldu. Dünya genelinde sinema salonları alınan tedbirler doğrultusunda kapatıldı, pek çok ödül töreni ya da festival ertelendi ya da iptal edildi ve gösterime girmeyi bekleyen şimdilik yüzlerce filmin ne zaman gösterim imkânı bulacağı belirsizliğini koruyor. Sinemaların kapanmasıyla beraber tüm dünya çapında gişe gelirlerinde milyarlarca dolarlık düşüşler yaşandı. Bu dönemde çevrimiçi (online) gösterim platformları giderek daha popüler hale gelirken uluslararası borsalarda işlem gören pek çok büyük film şirketi değer kaybına uğradı. Peki, bu süreç sinema endüstrisinin farklı alanlarında nasıl yaşanıyor ve önümüzdeki günler bize neler gösterecek? İsterseniz bu soruların yanıtlarını yazının kalanında bulmaya çalışalım.

Sinema sektörü şimdiden 2020 yılını kayıp bir yıl olarak ilan etmiş durumda. Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’yı içine alan Kuzey Amerika bölgesinde geçen yıl elde edilen on milyar doların üzerindeki gelirin bu sene en fazla sekiz milyar dolar civarında olması bekleniyor. Türkiye’de ise son on senenin en düşük seyirci sayısını bu sene görmüş olacağız. Bu durum ne yazık ki yaşadığımız günlerde ve sonrasında sinema sektörü çalışanları açısından başta olmak üzere toplumun geniş bir kesiminin bu süreçten etkilenmesi anlamına geliyor. Salonların kapalı kaldığı süre uzadıkça özellikle bağımsız sinema salonları başta olmak üzere tüm sinemaların ekonomik açıdan ciddi zorluklar yaşayacakları, pek çoğunun kapanma noktasına geleceği konuşulmakta. Maalesef bu durum tüm salon çalışanlarını zor günlerin beklediğinin habercisi. Daha geniş bir perspektiften bakacak olursak, sektördeki daralma ve küçülmenin önümüzdeki yıl ve sonrasında çekilecek film sayısının da düşmesine yol açması da sektörün farklı alanlarında çalışan pek çok kişi açısından yeni olumsuz sonuçların ortaya çıkması anlamına geliyor.

Yaşadığımız bu sürecin sinema içinde etkilediği bir diğer alan da film festivalleri oldu. Pek çok festival bu süreçte ertelenirken birçoğu da bu süreçte iptal edildi. Dünyanın en önemli film festivallerinden olan ve her sene yüzlerce filmi ve konuğu ağırlayan Cannes Film Festivali ve Venedik Film Festivali’nin 2020 yılında gerçekleştirilemeyeceği açıklandı. Türkiye’de ise İstanbul Film Festivali’nin ardından Ankara Film Festivali de geçtiğimiz hafta içinde bu seneki festivalin iptal edildiğini duyurdu. Film festivallerinin iptal edilmesinin sinema sektörüne çok farklı açılardan etkisi var. Her şeyden önce günümüzde film festivalleri film şirketleri ve yapımcılar açısından önemli bir pazar işlevi görüyor. Filmlerin bu festivallerde gösterilmesi sonrası uluslararası satışlarının yapılması söz konusuyken festivallerin iptaliyle beraber bu durum şirketlerin ve yapımcıların önemli bir gelir kaybı yaşayacakları anlamına geliyor. 

Sinema açısından bu dönemin dikkat çekici bir diğer gelişmesi de çevrimiçi platformların yükselişi oldu. İnsanların dünya çapında karantina sürecinde olması, evlerde geçirilen zamanların artması bu platformlara olan ilginin artmasını sağladı. Netflix, Amazon Prime, Apple Plus, Disney Plus vb. platformların geçtiğimiz yıl sonu toplam abone sayısı 300 milyon civarındaydı. Bu sene için rakamlar henüz belli olmasa da bu rakamın arttığını söylemek çok da yanlış olmayacaktır. Bu durum sinema alanında artık bu platformların seslerinin daha da güçlü çıkmasını sağlayacak gibi görünüyor. Alternatif isimlere ve farklı çalışmalara olanak tanıyabilmeleri açısından ilerleyen süreçte bu platformların sinema açısından önem taşıyacağını düşünmekle birlikte sinema salonlarına olan etkileri, izleme pratiklerini değiştirmesi gibi konular açısından da tamamıyla bir pembe tablo çizmek için henüz erken olduğunu söyleyebiliriz. 

‘Kültürhane’de Sinema’dan Öneriler

Evlerimizde kaldığımız bu dönemde sanat ruh sağlığımızı korumak noktasında en büyük yardımcımız. Sizler için hazırladığımız bir film listesini aşağıda bulabilirsiniz.

* İstanbul Film Festivali – Mubi 

  1. İstanbul Film Festivali’nin koronavirüs salgını nedeniyle ertelenmesi üzerine İstanbul Film Festivali MUBI iş birliğinde festivalin ödüllü filmlerinden oluşan bir seçkiyi aynı tarihlerde (10-21 Nisan) sinemaseverlerle buluşturuyor. MUBI, sinemaseverlerin İstanbul Film Festivali özel seçkisini izleyebilmeleri için, mubi.com/istanbul adresi üzerinden 30 gün ücretsiz deneme süresi hediye ediyor.

* Tülay German: Kor ve Ateş Yılları

Didem Pekün ve Barış Doğrusöz’ün yönettiği belgesel Türkiye’nin çalkantılı bir dönemden geçtiği 60’larda başlayıp günümüze uzanıyor. Gerek kişisel hayatında gerekse kariyerinde aldığı kararlarla toplumsal beklentilere, politik baskılara karşı durma cesareti gösteren German’ı merkezine alan belgesel; sanat, politika ve kimlik arasında bağlara ışık tutuyor.

Filmi bu link üzerinden izleyebilirsiniz: https://vimeo.com/249913324?fbclid=IwAR1sVL4gEnaTBb8QR2evG6qAzgBPU7Bvjad0yg9q6FB-b05RL_zcH8sZtbc

 * Jeotermal Yetti Gari

Yönetmen Murat Yüksel’in kısa belgeseli Aydınlı köylülerin jeotermal santrallerin yarattığı kirlilikle mücadelelerini anlatıyor.

Film linki: https://vimeo.com/400302866

 * Genco

Yönetmen Ali Kemal Çınar’ın Ankara Film Festivali’nde En İyi Film ödülü kazanan filmi “Genco” Türkiye sinemasında çok fazla örneğini görmediğimiz bir tür olan fantastik komedi türünde bir film. İlk Kürt süper kahraman filmi olarak da tanıtılan film ilginizi çekecek seyirliklerden…

Film Linki: https://www.youtube.com/watch?v=SaGWaWKd8kU&feature=emb_logo