Melike Selin Durmaz Ekenler

Başka bir zaman olsa, bu denli duygulanarak yazıyor olamazdım anlatacaklarımı.

Yaklaşık 5 senedir bir anaokulunda kurduğumuz bostanda ekoloji derslerini yürüten bir “bitki öğretmeniyim”, ama aslında öğretmen değilim. Çocuklar bana bu şekilde sesleniyorlar. Ve onları çok özledim. Şehirlerin orta yerinde bostanların kurulmasını hayal eden, tohumdan fideye, oradan çiçeğe ve sofraya uzanan yolculuğu çocuklarla paylaşmayı önceleyen bir kent araştırmacısıyım.

Tohumu ektiği yere suyu verince hemen bir şeylerin çıkmasını bekleyen ve meyve sebzelerin markette, manavda yetiştiğini düşünen çocukları izlerken hayli etkileniyordum. Neyse ki, zamanla ben de onları şaşırtmayı başarabildim. Minik bir tohumdan dünyanın en güzel pembesi koca bir turpun “nasıl çıktığı”na, yaprakları arasında saklanarak büyüyen karnabahara, naneleri okşadıklarında çıkan kokuya, marulu, rokayı, dereotunu bostandan koparıp doğrudan yemenin keyfine varınca hayret ettiler. Hele ki buğdayın ekmeğe, makarnaya dönüşen yolculuğunu çok sevmişlerdi. Zamanla okul öncesi dönemde çocukların toprakla geçirdikleri bu deneyimin aslında çok basit bir etkileşime gebe olduğunu farkettim; “bağ kurmak”. Bunun tersini yapmaksa sanırım geçirdiğimiz salgın döneminde çok kolay. Korkmak, negatif mesajlar vermek, ekofobiye neden olmak ve böylelikle bağı koparmak. Ne demek istediğimi anlatan çok iyi bir kaynak var. “Ekofobiyi Aşmak” (1) adlı kitapta paylaşılan araştırmaları şöyle özetleyebiliriz; Çocukları, gençleri temas edemedikleri büyük çevre sorunlarının ortasına bıraktığınızda duyarsızlaşmaya, hissizleşmeye başlıyor ve umutsuzluğa kapılıyorlar zamanla. Ancak gündelik hayatlarının orta yerinde duran, dokunabildikleri, aynı yaşam alanını paylaşabildikleri varlıklara, süreçlere yönelik sorunları daha rahat gündemlerine alıyor, gözlemleyebildikleri oranda sorumluluk alıyorlar.

Peki ya bugünlerde daha da evlere kapanmış bir haldeyken ben ne yapabilirdim?

Kitaplar! Hem bostanda hem de evde faydalandığım, kızıma diye diye aslında kendime aldığım çocuk kitaplarıyla neler neler anlatılmaz ki? Bostanda ekip biçmeye, bu işi sevdirmeye, doğanın işaretlerini okumaya, döngüsünü anlamaya, kadim toprak ana masallarının günümüze ne çok haber gönderdiğine ve gıdanın evrelerine dair inceleyip beğendiğim çocuk kitaplarını paylaşma fikri aklıma geldi. "Bostan Çocukları" adında bir arşiv oluşturmak ve bunu ilgilenen herkesle paylaşmak istedim. Zamanı geldiğinde hazır olmak için doğada, bostanda, şehirde, kitaplarda çok kıymetli deneyimler, hikayeler saklı çocuklar için. Birlikte çapalamaya var mısınız?

[1] Ekofobiyi Aşmak, David Sobel, Çeviren: İlknur Urkun Kelso, Yeni İnsan Yayınevi, 2014

Menü/dergimizin #Özledik sayısını okumak için tıklayın.