Aysun Koç Aydoğan

Dikenliyol Caddesi kuzeyden girişte hem daha uzun hem de daha geniş artık. Kültürhane’ye yaklaşık iki yıl önce komşu olan ‘Kahvaltı Bostanı’ Rima, Dikenliyol’a serpilen umut tohumlarının sırasıyla büyümesine vesile oluyor.

Mersin’de sosyal dayanışmanın, siyasetin, kadın çalışmalarının en renkli yüzlerinden biri olan Canan Yüce’nin Kültürhane’ye gelip giderken düşündüğü, dostluğun ve dayanışmanın bir de esnaf kardeşliğine dönüştüğü bir hikayesi var Rima’nın… 

Hem dostlarla buluşmaya vesile olacak hem de memleketi Antakya’nın lezzetleri ve kültürünü herkesle paylaşabileceği bir mekan yaratmak amacıyla yola çıkmış Canan… Neden bir mekan açmak istediği sorusuna “Antakya’nın, bizim köyün ürünleri olsun, aynı zamanda oturacağımız zevkle yiyeceğimiz bir yer olsun diye düşünürken bu yeri bulunca hemen isim düşündük. Her şey yolda şekillendi. İnsanlar mekanda yediklerini satın alabilsin, hem hikayelerini dinleyebilsin hem ürünlerin geldiği coğrafyayı, tarihi bilsin istedik” diye cevap veriyor. 

Rima, Canan’ın annesinin ismi… Dağ ceylanı anlamına geliyor ve ürünlerin hepsi Canan’ın annesinin elinden, denetiminden, onayından geçiyor. Bir kadın işletmecinin annesinin ismini alan mekan nasıl kuruldu dersiniz? En çok kadınların emeğiyle tabii ki. Açılışta hep çevresindeki kadınlardan destek almış Canan. Rima’nın bir kadın mekanı olmasını, kadın derneklerinin, kadına dair mücadele yürütenlerin burayı kendi mekanı olarak hissetmesini özellikle önemsemiş. Evinde ürettiği lezzetleri satmaya çalışan kadınlara da kapısı açık. Çünkü onların emeklerinin de başkalarına ulaşmasını istiyorlar.

Bütün bu lezzet harmanının yanı sıra Canan büyüdüğü memleketi, Antakya’yı ve onun kültürünü de herkese anlatmak istiyor. Zeytin nasıl yetişiyor, nerede yetişiyor? Toplanıp yağı sıkılırken hangi aşamalardan geçiyor, nar ekşisi nasıl kaynatılıyor? Defne sabunu nasıl yapılıyor? Bunları anlatırken içinde büyüdüğü zeytin bahçelerinin, nar ağaçlarının, nenesi ve dedesinin ektiği bostanın renkleri Canan’ın yeşil gözlerinde parlıyor…

Canan büyüdüğü ortamın kendisini kolektif bir hayatı yaratmaya ve yaşatmaya nasıl sevk ettiğinin de ipuçlarını veriyor neşeyle ailesini anlatırken… Rima’nın raflarında, dolaplarında yer alan tüm ürünlerin Canan’ın çocukluk hatıralarında yeri var: 

“Ben ortaokula kadar köyde büyüdüm. Zeytin zamanı zeytin toplamaya dedem ve nenemle eğlencesine giderdik. Nar zamanı bütün yengeler, amcalar, aile toplanırdık. Narları ayıklar, suyunu sıkar, kaynatırdık. Çıkan nar ekşisini de herkesin ihtiyacına göre dağıtırdı nenem. Yazlarımız domates salçası yaparak, biber salçası yaparak, bulgurumuzu kaynatıp unumuzu hazırlayarak geçerdi. Her şey ailecek yapılırdı. Bir de bostan ekerdi nenem.  Biz de sonra bostan ekmeye başladık. Ama nenemin bostanı hep daha güzel olurdu.”

Canan, Rima’daki ürünleri anlatırken onların tarihsel serüvenini de aktarmaktan büyük bir keyif alıyor. Gelen giden dostlarına Antakya’daki Arap Hristiyanların ve orada yaşayan Ermenilerin getirdiği pek çok kültürel değeri anlata anlata muhabbeti demliyor. 

“Köyde her şeyin yapılışında bulunduğum için seviyorum kalabalıkta iş yapmayı. Orada sadece işi paylaşmıyorsun, sohbet ediyorsun, yakınlaşıyorsun, kaynaşıyorsun… Bir de farklı kültürlerin birbirleriyle kaynaşması meselesini seviyorum. Antakya’da bu da var. Biz reçelde iyi değilizdir. Antakya’da Arap Hristiyanlar yapar reçelleri. Ama reçellerin hepsini bize de öğretmişlerdir. Ne bileyim onlar şarabı çok iyi yapar bizimkiler boğma rakıyı…”

Sadece kahvaltının değil dayanışmanın da mutlulukla bir ilgisi olduğunu fısıldar gibi Rima… Birbirini görmeye, tanıdıklara selam vermeye, canı sıkılmışsa dertleşmeye gelen müdavimleri, dostları da var Rima’nın. Bu nedenle ki pandemi döneminde hiç boş kalmamışlar… Dayanışma ilişkilerini büyütmek için uğraşan tüm topluluklara kapıları açık. “Pandemi döneminde mekanımızın kafe bölümü kapalıydı. O kısmı dayanışma ağının deposu gibi kullandık. Kafe olarak hizmet vermedik ama gıda satışı sürdüğü için dostlar uğramaya devam etti. Karantinada çok yalnızlık çekmedik, olabildiğince buradaki varlığımızın diğer arkadaşlara yalnızlık hissettirmediğini düşünüyoruz.” diyor Canan…

Rima’da adı Antakya’yla özdeşleşen ürünlerin hemen hepsi var. Zeytinyağı, nar ekşisi, sürk, dağ kekiği, tuzlu yoğurt, defne sabunu, zahter, pul biber, kekik… Ürünlerin tamamı ev yapımı ve hiçbir koruyucu madde içermiyor. Ayrıca süt ürünleri, doğal yumurta ve Antakya’nın peynirlerini de bulabilirsiniz.

Rima’ya ‘Kahvaltı Bostanı’ demelerinin nedeni ise buraya uğradığınızda yapmadan dönmeyeceğiniz Antakya kahvaltısının mekanın en özel lezzeti ve zamanları olması… Cevizli hurmalı mamullerden, reçellerden, kabak tatlısından alıp evinize de götürebilirsiniz.

Canan, Rima’yı her kesimin bir araya gelebildiği, sohbeti de toplantıyı da yeme içmeyi de paylaşabildiği bir mekan olarak yaşatmaya çalışıyor. Kaliteli ve doğru ürünlere herkesin ulaşabilmesi, marketlerdeki hazır ürünler yerine doğal ürünlerin uygun fiyatlarla erişilebilir olmasını niyet ediyor ve bunu başarıyor.

Rima, tadı, rengi, kokusuyla Mersin’e karşı kıyıdan Antakya’nın lezzetini, Dikenliyol’a ise kardeşliğin, esnaf dayanışmasının ve paylaşmanın güzelliğini getiriyor… Rima ‘Kahvaltı Bostanı’, ’Umut Bostanı’ Kültürhane’den denize doğru giderken aynı hizada sağda…

Adres: Güvenevler Mah. 18. Cadde Peker Apt. No: 31 Yenişehir / Mersin Tel+90 (555) 086 00 31 - 0 (324) 328 00 31

 

Limonata sayımızı okumak için tıklayın.

 

Kültürhane Menü/Dergi (Tüm Sayılar)