Galip Deniz Altınay

Bir yaz mevsimini daha geride bıraktık ve John Keats’in tanımı ile “sislerin ve olgun bereketliliğin mevsimi” olan sonbaharı karşıladık. Sinema tarihinin başından itibaren buğulu ve farklı bir renk yelpazesiyle yönetmenlerin en sevdiği mevsimlerden olan sonbahar, olgun, yaşanmışlıklarla dolu, melankolik hikâyelerin beyazperdeye aktarılmasını sağlamıştır. Biz de Kültürhane’de sinemanın Eylül programını oluştururken sonbaharın bize hissettirdiklerinden hareket ettik ve dünyanın farklı köşelerinden dört filmi sizler için seçtik. Giderek uzayan gecelerde, yıldızların altında sinemanın ışığında buluşmak dileğiyle...

7 EYLÜL PAZARTESİ 19.00

Cennetten Çok Uzakta
Far From Heaven / 2002

2000’li yılların en yaratıcı isimlerinden olan Todd Haynes’in yönetmen koltuğunda oturduğu “Cennetten Çok Uzakta” bizleri 1950’li yıllara götürüyor. Dışarıdan bakıldığında imrenilecek bir hayat süren Whitaker ailesinin yaşadıkları üzerinden dönemin Amerika’sına, ırklar arası eşitsizliklere ve toplumsal cinsiyet rollerine keskin ve eleştirel bakışlar atan film melodram türünün modern dönemine dair en başarılı örneklerden biri olmayı da başarıyor.

Rezervasyon için: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeQj0V-ygDoI0k5a-oHmTcQs3wHl4wH_ZVaKkssKX_PBTovxw/viewform 

14 EYLÜL PAZARTESİ 19.00

Çılgın Liseliler
Rushmore / 1998

Sonbahar mevsimi deyince pek çok kişinin aklına gelen konulardan biri de okulların açılmasıdır. Pek çok öğrenci için dert, bazıları içinse heyecan yaratan bu durum “Çılgın Liseliler” filminin ana karakteri Max Fischer açısından varlığının merkezinde yer alır. Rushmore Lisesi’nin popüler çocuğu olan Max’ın yaşadıkları üzerinden izleyiciyi kendi lise yıllarına götürmeyi başaran film dünya sinemasının ‘haşarı’ çocuğu Wes Anderson’un filmografisi içinde de özel bir yere sahiptir.

21 EYLÜL PAZARTESİ 19.00 

Ateşkes
Joyeux Noel / 2005

Sinema tarihi içinde en çok işlenen temalardan biri hiç kuşkusuz ki savaştır. Bu filmler içinde 1. Dünya Savaşı’nı ele alan filmler ise ilginç bir biçimde daha azdır. Fransız yönetmen Christian Carion’un yönettiği “Ateşkes” her şeyden önce bu savaşı ele almasıyla dikkat çekiyor. Alman, Fransız ve İskoç birlikleri arasında bir Noel akşamı yaşananları konu edinen film bir yandan savaşın insanlara acımasız etkilerini bizlere gösterirken, yaşanan her şeye rağmen umudu kaybetmememiz gerektiğini de bizlere göstermeyi başarıyor. Pek çok eleştirmen tarafından 2000'li yıllarda çekilen en başarılı filmlerden biri olarak gösterilen bu eser, 21 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında Kültürhane'de sinemanın perdesinde olacak.

28 EYLÜL PAZARTESİ 19.00 

Postacı
Il Postino / 1994

Dünyaca ünlü Şilili şair Pablo Neruda’nın İtalya’da küçük bir adada sürgün olduğu dönemde, mektuplarını taşıma görevini üstlenen Mario ile aralarında gelişen dostluğu anlatan film sinema tarihinde dostluk üzerine yapılmış en iyi filmlerden biri olarak kabul ediliyor. Gösterildiği her ülkede büyük ilgi gören film, sinema ve şiir ilişkisi denildiğinde ilk akla gelen filmlerden de biridir.

Görsel Tasarım: Nilgün Yardımcı