Veli Mert: Kültürhane’yi, sanatçı olarak kentte yapmak istediklerimi kültürel olarak yapan bir aktör olarak düşünüyorum.

Yusuf Biricik: Burayı bir kafe ya da herhangi bir yer, sıradan bir mekân olarak görmüyorum. Benim için çok şey ifade ediyor. İlk açıldığı zaman büyük bir heyecan duymuştum. Evimizin altına böyle bir yerin açılmasıyla ilgili heyecanımı hâlâ devam ettiriyorum.. Adı konulmamış belli yerlerde gizlenmiş küçük üniversiteler olarak görüyorum burayı. İllaki puan tutturup bir üniversiteye girmemiz gerekmiyor, buralar da birer halk üniversitesi.

Doğa Yavuz Uydacı: Kültürhane’de öncelikle sanatın her dalıyla ilgilenen insanlarla tanışabilir, müzisyeninden ressamına yazarından şairine herkesle saygı ve sevgi çerçevesi içerisinde dostluk kurabilirsiniz. Hayal kurmazsanız geleceğinizi, Kültürhane’ye gelmezseniz geçmişinizi asla öğrenemezsiniz.

Mustafa Şener: Kültürhane özellikle benim gibi sürgündeki akademisyenler açısından hep Türkiye’ye baktığımızda onca karanlığın içinde yanan küçük bir mum ışığı idi. O karanlık tünelin sonunda aradığımız ışığın en azından bir parçasını Kültürhane’de görüyorduk ve o bizim için aynı zamanda memlekete dönüş umudunu temsil ediyor.

Özlem Özgür Arıkan: Evimden sonra sanırım en sevdiğim kendimi en rahat hissettiğim yer burası. Evim gibi de sahiplendiğimi düşünüyorum. Hatta kendimi buranın gizli ortağı gibi görüyorum. Güzel bir karşılaşma mekânı ve benim hayatımda da bayağı dönüştürücü bir yer…

Fatih Tuğay: Çok kirli bir alan düşünün, o alan içinde müthiş güzel, günlük güneşlik bahçe, böyle yemyeşil bir bahçeyi ifade ediyor. Yani benim de duyguma tercüman olduğu için Ulaş Bayraktar’ın sözünü kullanacağım: “Umut adası”.

Aysun Kayadelen: Kültürhane benim için güzel şeyler ifade ediyor. Dostluk, paylaşım, müzik, sanat, sinema, ÇİTTA…

Serkan Aymaz: Kültürhane benim için Mersin’de yaşıyor olmanın en önemli anlamlarından biri haline geldi.

İsmail Kayadelen: Kültürhane benim için huzurlu ve iyi vakit geçirebileceğim çok şey öğrenebileceğim bir yerdi; hâlâ da öyle. Bulduğum her fırsatta her yönüyle kendimi geliştirmek için Kültürhane’ye geliyorum.

Celalettin Kara: Önce dayanışmayı ifade ediyor çünkü biliyorum ki insan hakları temelli düşünen arkadaşlar üniversiteden atılmıştı ve burayı açtılar. İlk başta dayanışmaydı ama sonrasında bir dostluğa, kardeşliğe dönüştü. Adı üstünde Kültürhane, bir kültür evi burası. 

Hafize Bilgenoğlu : Kültürhane özel bir yer benim için. Hayatımda hiç bu kadar kısa zamanda bu kadar benim olan bizim olan bir yer olmadı. Dost ortamı, sevgi ortamı, bilgilenme ortamı, farkındalık ortamı oldu bizim için.

 

Kültürhane Menü/Dergi (Tüm Sayılar)