Melike Selin Durmaz Ekenler

Öncelikle, geçtiğimiz yıllarda Yeni İnsan Yayınevi’nden çıkmış olan “Ekolojik Mahalle” adındaki kitaba yer verelim. Orijinal adı “Ecological Community”. Aslında Türkçeleştirilirken daha yakın hissettirmesi adına “mahalle” kelimesi tercih edilmiş ancak kitabın başlığında da, içeriğinde de vurgulanan kelime “community”, yani “topluluk”.

Kitap aynı mahallede yaşayan çocukların ortak bir hayaliyle başlıyor. Hep birlikte ekip biçtikleri ve mahalleliler olarak ortak kullandıkları topluluk bahçesinde rahat vakit geçirebilecekleri bir kafe inşa etmeyi planlıyorlar. Bunun için ise para toplamaları gerekiyor. Kitap boyunca bir topluluğun kolektif ve dayanışmacı yöntemlerle neler yapabileceği çocuk gözüyle rengarenk sayfalar eşliğinde anlatılıyor. İkinci el eşya satışı, geri dönüşümle tasarruf, kompost üretimi, yenilenebilir enerji kullanımı, zehirsiz ev temizlik ürünleri, yerel esnaf ve zanaatkarların desteklenmesi konularında hikayeler var. Aynı zamanda yerel tohumlarla yeşertilen topluluk bahçesi, fırından mahalleye yayılan kokusuyla ekşi maya ekmekler, ev yapımı limonatalar ve tüm bunlar olurken bir yandan oynamaya devam eden çocuklar. Neredeyse hepimizin hayal ettiği, kentlerde görmek istediğimiz haller ve alanlar... 

Benim için en etkileyici sayfalardan biri ise topluluğu kimlerin oluşturduğuyla ilgili kısım; yalnızca o mahallede evi olanlar değil, orada hizmet veren, çalışan insanlar ve oradaki tüm canlılar topluluğun üyeleri olarak tanımlanıyor. Bu da beni çocukluğuma ve Mersin’in eskiden capcanlı olan semti Çamlıbel’e götürüyor. Doğup büyüdüğüm, sokaklarında oynadığım, apartman altı dükkanlarında patron, çalışan herkesi tanıdığım, çoğu kişiyle balkonlardan ya da apartman girişlerinde bir anı paylaştığım o günleri hatırlıyorum da, son yıllarda yükselişte olan “akıllı, kompakt, ekolojik” yerleşim modellerinde olduğu gibi ihtiyacım olan her yere çocuk ve ergen hallerimde yürüyerek gidebiliyordum. Sonra şöyle bir soru düşüyor aklıma; belki benim büyüdüğüm bu semt de ekolojikti? Yani günümüzdeki teknik tanımıyla olmasa da oradaki yaşam, ilişkiler ağı ve paylaşımların ekolojisinden yanaydı bu aklıma düşen soru.  Bir yerin ekolojik sıfatını alabilmesinden çok öte bir şey bu. Günümüzde bu konseptte uygulamalar ekolojik kriterleri barındırsalar dahi yaşam ağını ve ilişkileri kuramayabiliyor. Benim çocukluğumun Çamlıbel’i ise ağaçlarındaki kuşlarıyla, sokak köpekleriyle, yaşayanların yanı sıra çalışanlarıyla, güvenle yürüdüğüm sokaklarıyla, her yaş grubundan karşılaştığım komşularla, başka mahallelerden oynamaya, gezmeye gelen dostlarla bir bütündü. Ve bu bütün aynı zamanda Mersin’in sosyal, kültürel ve gündelik hayat açısından “yaşayan” merkeziydi. Bu merkez benim büyüdüğüm semtti. Ne şanslı bir çocukmuşum. 

Menü/Dergimizin Zeytin sayısının tamamına ulaşmak için tıklayın.

Kültürhane Menü/Dergi (Tüm Sayılar)