Bediz Yılmaz

Zeytinin, barışa en fazla hasret olan, kanın ve kinin bitmek bilmediği coğrafyaların ağacı olması ne hazin değil mi? Ya da belki tam da bu yüzdendir; bıkmadan haykırmaktadır insan evladına, bırak artık savaşmayı, gel otur dizimin dibine, al eline çapayı usulca işle toprağımı, topla meyvelerimi, altın yağımda şifa bul... Bırak savaşmayı ki çocukların, torunların, onların torunları da görsün beni, yüzlerce yıllık gövdeme yaslanabilsinler...

Belki de zeytinin, savaşların bol olduğu coğrafyalarda yaygın olması, ölümsüzlüğündendir. Neden ölümsüz denir zeytin ağacına, biliyor musunuz? Zeytin aslında bir ağaç değil, bir tür çalı. Nice ağaç gibi nazlı olmayışı bundan. Dağda taşta, en uzak, en sarp noktalarda bile bitebiliyor, susuzluğa da besinsizliğe de dayanabiliyor. Ama daha önemlisi, bir zeytin ağacını yok etmek hemen hemen imkansız. Kökünden kesseniz gövdesinden çepeçevre yeni sürgünler veriyor, sonra her bir sürgün yeni bir ağaç meydana getirebiliyor. Bir dalını kestiğinizde, o dalın kaybını telafi etmek için yüzlerce minik sürgün başveriyor. Yangınla kavrulsa, ufacık bir yerinden yeniden yeşeriyor, canlanıyor.

Çok zeytin ağaçları dikildi bu topraklara, daha fazlası kesildi, yok edildi. Ama her defasında yeniden yeşermeyi bildi o umut. Dağlar taşlar yeniden zeytine kesti. Yeniden kırdılar dallarını, yeniden yaktılar; tek bir çekirdeğinden can buldu. Tıpkı barış gibi, tıpkı umut gibi... Sürgüne giden canlar, yeşerttiğimiz ağacımızda birer sürgün olur boy verir. Bin kere de kesseniz, bin kere de yaksanız, bin kere de yok etmeye çalışsanız yine de dirilir, yeşerir, uzatır dallarını göğe, verir meyvesini... Kolay değildir yok etmek kendine timsal olarak zeytini seçeni...

Kültürhane’nin hikâyesi bir zeytin dalıyla başlıyor. Uzatılan zeytin dalı kırıldı, uzatanların eli kolu kırıldı, en kötüsü de barış hâlâ hükmünü sürmeye başlamadı; ama barış dolu başka bir dünyayı kurma hayalimizden de, onun için var gücümüzle çabalamaktan da, bu uğurda mümkün olduğunca çok sayıda insanla buluşmaktan da, umudumuzu diri tutmaktan da vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz... Burası bir mekândır, gün gelir kapanabilir, ama üç yıldır ağırladığımız her bir insan, gerçekleştirdiğimiz her bir etkinlik yeni bir sürgün aslında ve hayallerimiz o sürgünlerde can bulacak. Ağacımız da, hayallerimiz de, bu yüzden ölmez, öldürülemez...

Menü/Dergimizin Zeytin sayısının tamamına ulaşmak için tıklayın.

Kültürhane Menü/Dergi (Tüm Sayılar)

Fotoğraf: Neptuul/Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)