Mersin Oda Korosu’nun kurucusu ve şefi Engin Aktuğ, Kültürhane’de her çarşamba gerçekleştirdiği “Müziği anlamak” etkinliklerinde bu hafta “Demokrasinin müziği” olarak tanımladığı çoksesli(polifonik) koroları anlattı. Aktuğ ile birlikte Mersin Oda Korosu’nu oluşturan koristler de etkinlikte yer aldı ve canlı performanslar sergiledi.

Müzikolog Cevad Memduh Altar’ın çoksesli müzik tanımını “Farklı seslerin, teorik uygulamalar ve kompozisyon bilimi doğrultusunda düzenlenmesiyle elde edilen cümlelerin bir arada seslendirilmesi” sözleriyle aktaran Aktuğ, çoksesli müziğin 11. yüzyıldan bugüne uzanan serüveninde demokratik hareketlerin güçlenmesinin önemine vurgu yaptı. Avrupa’da 16. yüzyıl itibarıyla bugün bildiğimiz anlamıyla icra edilmeye başlanan çoksesli müziğin Osmanlı dönemindeki kimi girişimlerin ardından 1934’te Mustafa Kemal Atatürk’ün teşvikiyle ülkemize geldiğini belirten Aktuğ, 1935’te Ankara Devlet Konservatuarı’nın kurulduğunu ifade etti.

DEMOKRASİ VE MÜZİK İLİŞKİSİ

“Günümüzde tekseslilik bitti” diyen Aktuğ, etkinlik sırasında seslendirilen esere atıf yaparak “4 partili bir eser dinlediniz: Soprano, alto, tenor, bas. Her parti kendi görüş ve düşüncesini söyledi ama hiçbiri bunu yaparken diğerini dövmeye çalışmadı, üstüne çıkmaya çalışmadı. Paralellik içerisinde götürdü işte demokrasi onun için çok önemli, değerli” vurgusu yaptı.

KOROLARDA KADIN AĞIRLIĞI OLSA DA ŞEFLER ERKEK

Engin Aktuğ’un korolarda kadınların çoğunlukta olduğuna dikkat çekmesi izleyiciler tarafından çeşitli şekillerde yorumlandı. Kültürhane kurucularından Ulaş Bayraktar, polifonik korolarla demokrasi arasındaki ilişkiyi hatırlattıktan sonra “Korolara kadınlara oranla daha az katılan erkeklerin şeflik yapmaktan ise geri durmadığına” vurgu yaptı.

“BERABERCE YAPACAĞIM, İYİ YAPACAĞIM ÇABASI”

Bir diğer izleyici ise “solo yapma”, “tek başına öne çıkma”, “sahnede kendini gösterme” arzusunun ağır bastığını, korolarda kadın-erkek oranı farklılığında da bunun rol oynadığını belirtti: “Ben bunu yapacağım, iyi yapacağım ama beraberce yapacağım çabası çok alkışlanacak bir şey.”

“BAŞKA BİR KÜLTÜRÜN İFADESİNİ BULDUĞU YER”

Demokrasinin müziği olarak korolarda “beraberce yapma çabası”na dikkat çeken Kültürhane kurucularından Ayşe Gül Yılgör’ün yorumu da şöyleydi: “Dünyamız ‘sen teksin, eşsizsin, tek başına her şeyi yapabilirsin’ diyerek bireyciliği çok teşvik eden bir dünya. Halbuki koro, tek başına kimsenin güzel olamayacağı, güzeli tek başına üretemeyeceği, yanındaki ancak çok güzel söylerse güzel olacağı bir üretim alanı. Bu yüzden bence başka bir kültürün ve yaşam tarzının ifadesini bulduğu bir yer.”