7 AY SONRA GELEN NOT: Bu yazı Kültürhane'deki Yumuktepe Kent Sohbetleri'nde Şinasi Develi'nin konuşulduğu etkinlik sonrası yazılmıştı. O toplantıda, bu yazının da sonunda değindiğimiz "Mersin'de kent araştırmacılığını teşvik edecek" bir fikir gündeme gelmişti. Kültürhane'de doğan bu fikir, aradan geçen zamanda ete kemiğe büründü ve Şinasi Develi Mersin Kent Ödülü ortaya çıktı. Detaylı bilgi, katılım koşulları, iletişim adresi için burayı tıklayabilirsiniz. 


Mithat Fabian SÖZMEN

Ailemin kitaplığının dehlizlerinde ona rastladığımda ne kadar sevindiğimi dün gibi hatırlıyorum. Doğduğum büyüdüğüm kentin tarihine meraklı bir çocuk olarak nihayet her gün geçtiğim caddelere, mahallelere dair bir şeyler okuyabilecek;  sokakları dolduran birbirinden farklı insanların geçmişini daha yakından tanıyabilecektim. Sevincimin kaynağı Dünden Bugüne Mersin adlı kitap ve yazarı Şinasi Develi’ydi. Herhalde içindeki en sıkıcı ansiklopedik bilgiyi dahi atlamadan hızlıca bitirmişimdir kitabı. Artık Mersin’e dair açılacak her bahiste yâd edilecek bir yazar vardır benim için ve o günden sonra da şehre dair ne öğrenmek istesem karşıma onun imzası çıkacaktır. Benimle aşağı yukarı aynı his ve tecrübeyi paylaşan çok sayıda Mersinli olduğuna eminim.

Şinasi Develi’nin bıraktığı o “kent araştırmacılığı” mirasını en önde omuzlayanlar Kültürhane’de, Ziya Aykın’ın Yumuktepe kent sohbetindeydi. Konu elbette 22 Ocak’ta 100 yaşında kaybettiğimiz Develi, konuk ise “Bana Mersin tarihini araştırmayı aşılayan Şinasi Develi’dir” diyen İrfan Tümer’di. Ancak izleyenler arasında da başta oğlu Ethem Develi olmak üzere çok sayıda değerli isim vardı. Bir başka deyişle kentin en önemli bilgi haznesine dair en güvenilir kaynaklar oradaydı. Ne mutluluk!

Şinasi Develi’yi asırlık bir çınar yapan çok sayıda özelliği var ve söyleşi boyunca anlatılanlardan anlıyoruz ki hiçbirinde sıradanlıkla yetinmemiş…

*** 

Avukat… 1948’de başladığı mesleğinde sadece nasıl dava kazanılacağını bilen başarılı bir avukat değil, aynı zamanda 10 yıl baro başkanlığı yapan, bugünkü Avukatlık Yasası’nın hazırlandığı komisyonda görev alan, polis tarafından yerde sürüklense de meslektaşlarını, avukatlığı savunmaktan geri durmayan, 72 yıl boyunca mesleğe devam eden, 100 yaşında avukat olarak hayata gözlerini yuman bir hukuk insanı…

Yazar… Mersin’in tarihine ışık tutan 6 kitabıyla birlikte kendisinden sonra gelenlere de ilham veren, kentin en önemli eksikliklerinden biri olan vakanüvisliği bizzat üstlenen, on yıllar boyunca gazete, dergi ve internet sitelerinde makaleler kaleme alan bir araştırmacı…

Fotoğrafçı… Çocukluğundan itibaren Azakhan’da, kentin önde gelen tüccarlarının yanında çalışan ve bir yaz burada kazandığı paranın neredeyse tamamını o dönem için vizyoner ve cesur bir şekilde fotoğraf makinesine yatıran, kitaplarındaki fotoğrafların çoğunun sahibi, kendi deyimiyle “Mersin’in 2. amatör fotoğrafçısı…”

Partiler üstü bir siyasi…  Halkevleri kapatılırken son evrakların teslim edildiği “yediemin”… Bunun dışında 1957 seçimlerinde milletvekilliğini küçük bir farkla kaçıran, 3 dönem belediye meclis üyeliği yapan, Okan Merzeci döneminde belediye başkan vekilliğine getirilen, Rusya gezisi sırasında Nâzım Hikmet’in mezarını ziyaret ettiği için* polis tevkifine uğrayan siyasetler ve kurumlar üstü bir figür…

Yeter mi yetmez elbette, Semihi Vural’ın dediği gibi “Mersin’e dair ne varsa başında ve içinde olan” Şinasi Develi, yine ardından sıkça söylendiği gibi “kentin belleği”, “eski Mersin’in son temsilcisi” idi.

Adı yaşamalı ve yaşayacak mutlaka ama nasıl? Bu kent ona borcunu nasıl ödeyebilir? Sohbet sırasında bu da gündeme geldi ve sanırım önümüzdeki günlerde kent araştırmacılığını şevklendirecek bazı adımların atıldığını göreceğiz. Koca kentte Mersin için yazmayı, Mersin’i araştırmayı ilk önemseyen ve bunu hayatı boyunca sürdüren Şinasi Develi’nin, kitaplığında ona rastlayan bir zamanın çocukları dahil tüm Mersinlilere vasiyeti bu olsa gerek.

*Teyidi imkânsız ama Nâzım Hikmet’in mezarını ziyaret eden ilk Türk olduğu söylenir.