Burçak GÖREL

Kültürhane’nin düzenlediği “Seyyah Buluşmaları” serisinin son konuğu, esasen gazeteci olan ancak dünya turuna çıkma hayali ile işinden istifa edip “yola çıkan” Umut Çor’du. Aysun Koç Aydoğan’ın sorularını yanıtlayan Çor, yola çıkış aşamasını, yolda olma halini, 614 güne 23 ülke sığdırdığı son seyahatini, toplamda gezdiği 50 ülkenin kültürünü, mutfağını, insanını ve ilişkilerini dinleyenlerle paylaştı. 

Umut Çor’u geleneksel seyyahlardan ayıran en büyük özellik “Bir Dünya Umut” adlı Youtube kanalı. Çor binlerce takipçisi olan bu kanalda seyahat anılarını, belgesel tadında hazırladığı videolarla yayınlayarak hem gazetecilikten kalma bir refleksle anılarını belgeliyor hem de dünyayı tanımaya çalışan seyahat tutkunlarına rehber olmaya çalışıyor. Umut Çor, bu özelliği ile günümüzün modern seyyahları arasında yerini alıyor.

“Yolda olmak ayrı bir şey”

Seyahat etme ve yolda olmaya dair isteğinin çıkış noktasını “Her şey Jules Verne ile başladı. Çocukluğum onu ve onun seyahat öykülerini okumakla geçti” diye anlatıyor Umut Çor. Henüz kurumsal bir iş hayatı varken dahi hafta sonlarını yolda geçiren, iki yıl süren son seyahatine çıkmadan önce otobüsle iki defa Avrupa’yı dolaşıp yaklaşık 30 ülke gezen Çor, “Turistik gezi ile dünya turu arasında önemli bir fark var. Benim hayalim dünya turu yapmaktı. Yolda olmak ayrı bir şey. Ben yolda olmayı merak ediyordum ve hayatımı buna göre planladım. İki yıllık bir plan yaptım” diyor ve başlıyor rotasını ve yolculuğunu paylaşmaya.

Anlatmaktan çok göstermeyi tercih edenlerden Umut Çor. “İnsanlar artık okumayı ve dinlemeyi değil görmeyi ve izlemeyi tercih ediyorlar çünkü” diye açıklıyor tercihinin sebebini. İran’dan Meksika’ya; Hong Kong’dan Ekvador’a dünyanın birçok farklı yerinden onlarca insan hikayesini, farklı coğrafyaları, dinleri, kültürleri, yerel lezzetleri “Üretmeden duramam” diyerek çektiği ve yayınladığı videolar eşliğinde anlatıyor. Mayaları, Hindistan çöllerini, dünyanın en geniş ağacını, ağaçtan düşen tembel hayvanı, Coca Cola içerek ayin yapılan kiliseyi, Fuego Yanardağı patlama anını, fareye tapan insanları ve nicelerini…

“Evi küçük, yüreği büyük insanlar”

Seyahati sırasında kaldığı hostel ve evleri, onu misafir eden insanları çekmeyi ihmal etmemiş Umut Çor. Gezdiği yerlerin doğası kadar insanını da anlatıyor. Araya giren binlerce kilometre, onlarca sınıra rağmen, üç saat süren dağ tırmanışı dışında hiçbir ulaşımı bulunmayan köylerde bulduğu sıcaklık ve misafirperverliği anlatıyor, derme çatma evlerini ona açan yerlileri, “evi küçük, yüreği büyük” diye tabir ettiği insanları… 

Çok farklı coğrafya ve kültürle tanışma, onlara katılma fırsatı olmuş Umut Çor’un. Birbirilerinden kilometrelerce uzakta olan insanların benzeştiği ve ayrıştığı noktaları “Mesela ilginç tapınma benzerlikleri beni çok şaşırttı. Kamboçya’da karşılaştığım bir Budist neredeyse namaz kılıyordu. Meksika’da Nâzım Hikmet’i tanıyan bir kızla tanıştım. Yeni coğrafyalar gördükçe fark ettim ki biz çok zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Gezdiğim yerler arasında bizimki kadar zor ve hoşgörüden yoksun bir coğrafya görmedim. İnsanlar dağın başında yoksul köylerde aç yaşıyorlar, ama bizim kadar mutsuz değiller” diyerek anlatıyor. 

“Bu seyahatle minimalist yaşam tarzım pekişti”

“Yol insanı terbiye eder. Gezgin terbiyesi diye bir şey var. Yol insana insanlara karşı saygılı olmayı ve azla yetinmeyi öğretiyor” diye anlatıyor seyahatinden sonra kazandığı ve pekiştirdiği önemli farkındalıkları Umut Çor. Hayatındaki birçok ayrıcalıktan vazgeçerek çıktığı, içine çadır ve uyku tulumunu da sıkıştırdığı bir sırt çanta ile tamamladığı iki yıllık seyahatini bitirip eve döndüğünde yaşadığı aydınlanmadan bahsediyor. “Yola çıkmadan önce zaten hayatımı olabildiğince minimalist bir çizgide yaşıyordum. Eve döndüğümde gardrobumu açtım ve içinde elli yıllık eşya olduğunu farkettim. Elli yıl hiçbir şey almasam yaşardım. Ömrüm boyu bunları alabilmek için çalışmıştım. Geleli altı ay oldu ve hiçbir şey almadım. Bu seyahat minimalist yaşam tarzımı pekiştirdi” diyor.

Umut Çor uzun seyahatinden döneli henüz altı ay olmuş. Söylediğine göre şimdilik biraz dinlenmeye ve Anadolu mutfağıyla haşır neşir olmaya ihtiyacı var. “Şu an için önümde net bir seyahat planım yok” diyor ama geleceğe dair önemli yolculukların sinyalini de vermeden bitirmiyor söyleşisini. Uzun yolculuklarının ardında bir kitap, üç yüzü aşkın video, insanlarla bir araya gelerek gerçekleştirdiği birçok toplantı bırakan Umut Çor, bir kez de Kültürhane’de Seyyah Buluşması dinleyicilerinin sorularını yanıtlıyor, meraklarını gideriyor. Dinleyicilere yolda olmaya dair birçok duygu ve teknik ipucu aşılayarak…