Burçak GÖREL

Zamanın acımasız dişlilerinin çoğu zaman geriye bir şey bırakmadığı, bir kuşak sonra her şeyin silindiği ve toplumların hafızasının ihanetine uğradığı günümüzde karşımıza çıktı Niyazi Usta’nın hatırası. Ustalık sıfatını terziliğinden alan; siyaset, arkadaşlık, yurtseverlik, nüktedanlık  konularındaki ustalığı ve ortaya koyduğu yaşam pratiğiyle tanıyanlarının gösterişsiz, rahat ve mantıklı bir halk filozofu olarak tanımladığı Terzi Niyazi Usta… 

Kültürhane’nin düzenlediği  Tarih Sohbetleri'nde “Bir Kürt Devrimcisi Niyazi Usta” kitabının yazarı Ruşen Arslan, tarihçi, yazar Celal Temel’in konuğu oldu. Ruşen Arslan, Kürt siyasetinin en renkli figürlerinden Niyazi Usta’yı kitabından anekdotlar eşliğinde anlattı. Arslan, Niyazi Usta’nın kısa ömrüne sığdırdığı dopdolu yaşamını, siyasal çalışmalarını, yargılanmalarını, bir aydın ve politikacı olarak görüşlerini, dostlarından ve yoldaşlarından dinlediği kısa anılarını  “Yazıya geçmeyen her şey toplumların hafızasının ihanetine uğrar. Bizim kuşağın Niyazi Usta gibi birini toplumların hafızasının ihanetine uğratmama göreviyle karşı karşıya olduğuna inanıyorum” diyerek aktardı. 

Tiyatrocu, politikacı, düşünce insanı 

Asıl adı Niyazi Tatlıcı olan ama bu isimle çok seyrek anılan Niyazi Usta,  Diyarbakır’da dönemin sosyalist ve demokrat çevresinde özellikle espritüel ve bilinçli tavrıyla tanınıyor. Din bilgini bir babanın sosyalist oğlu olan Niyazi usta babasından gelen geniş bir din bilgisine sahip. İlkokulu Silvan'da bitiriyor ve küçük yaşta terzi çıraklığına başlıyor. Önce Silvan'da bir terzi dükkânı açıyor, sonra da bu dükkânı ekonomik nedenlerle Diyarbakır'a taşıyor. 1950'li yıllarda politikaya, o dönemin iktidarı Demokrat Parti'den ayrılanların kurduğu Hürriyet Partisi'ni destekleyerek başlıyor Niyazi Usta. Ancak en yoğun siyasal etkinliğini Türkiye İşçi Partisi ile sürdürüyor. Bu süreçte de daha sonra belediye başkanı olan uzun yıllar boyunca önce kalfası, daha sonra iş arkadaşı, ortağı ve yoldaşı olan Kürt siyasetinin önemli figürlerinden Mehdi Zana çırağı, kalfası olarak hep onun yanında yer alıyor.

Kürt siyasetindeki şüphe götürmez yerinin yanı sıra farklı alanlarda da karşımıza çıkıyor Niyazi Usta. Terziliğinden gelen ‘sanatkarlığı’, Diyarbakır Silvan’ın, devlet tarafından desteklenmeyen okul tiyatrolarına hayat veriyor. Mehdi Zana ile birlikte Silvan Kültür Derneğini kuran Niyazi Usta, oyunculuğun yanı sıra suflörlük de yaptığı tiyatro temsilleri ile Diyarbakır’ın ilçelerini geziyor. 

“Dünyada tartışmayı bir sanat olarak yapanlara az rastlanır. Bu büyük bir yetenek ister. Niyazi Usta işte onlardan biriydi.” diye özetliyor Ruşen Arslan Niyazi Usta’yı düşünce insanı yapan özelliğini. Tartışırken işini aksatmadan yürüten, bu alanda kendine has yöntemleri olan Niyazi Usta, “üsttenlik”, “sivrilik” ve “düşüncede yobazlıktan” nefret eden karakteri ile onunla tartışma fırsatı bulabilmiş herkesin hafızasında önemli bir yere kazınıyor. 

Bir siyaset ve düşünce platformu olarak Terzihane

Mehdi Zana’nın da ortağı olduğu Ar Pasajındaki terzi dükkanı Diyarbakır’da çeşitli görüşlerden insanların mesken tuttuğu, memleket meselelerinin tartışıldığı bir siyaset ve düşünce platformu, herkesin buluştuğu bir divan adeta. Polisinden, yurtseverine, akrabasından, sosyalistine hiç boş kalmıyor Niyazi Usta’nın terzihanesi. 

“Terzihaneye gelenlerin çoğu onun sohbetinin tiryakisiydi” diye anlatıyor Ruşen Arslan da Niyazi Ustanın terzihanesini; kendisinin de onlardan biri olduğunu ekleyerek…

Anılarlarla belleği canlı tutmak

Ruşen Arslan, “Hiçbir insanın hayatı asla önemsiz değildir. Hatta kendi başına bir tarihtir” düşüncesiyle kaleme aldığı kitabında  ve gerçekleştirdiği söyleşide sözlü tarih aktarımının imkanlarından faydalanarak, unutulmaya yüz tutmuş bir belleği anılarla canlı tutuyor. “O unutulmaması gereken birisi. ” dediği Niyazi Usta’nın hayatına onlarca farklı insanın hikayesi ve anılarıyla ışık tutuyor. Ruşen Arslan, Niyazi Usta’nın kimi zaman güldüren, kimi zamansa ileri görüşüne imrendiren anılarını farklı insanların ağzından Kültürhane dinleyicilerine aktarıyor…

“Ma vatan hıyar mıdır ki?”

Ruşen Arslan’ın anlattığı ilk hikaye, Niyazi Usta’ya dair en çok anlatılan, hatta söyleyeni  bilinmeden siyasi hayata oldukça yerleşen bir esprinin hikayesi. 12 Mart'ın 'Balyoz Harekâtı'nda dükkânı basılıp gözaltına alınan Niyazi Usta askeri savcının tutuklama istemiyle Sıkıyönetim Askeri Mahkemesine çıkarılır. Yargıç, askeri savcının tutuklama istemi üzerine mahkeme huzuruna çıkarıldığını söyleyerek “Senin vatanı bölmek istediğin iddia ediliyor. Bu yüzden tutuklanman isteniyor, ne diyorsun?” diye soruyor. Niyazi Usta’nın cevabı, tanıyanlarını şaşırtmayacak, tanımayanlarını ise hafif bir aydınlanmayla gülümsetecek nitelikte: “Hakim bey, ma vatan hıyardır ki Niyazi Tatlıcı ikiye bölsün?”

Asalet unvanları

Niyazi Usta mütevazı ve emekçi yaşam pratiği dolayısıyla insanların sahip olduğu asalet ünvanlarından nefret ediyor. Bir diğer hikaye Niyazi Usta’nın bu unvanlarla kendi yöntemleriyle mücadelesinin hikayesi. Niyazi Usta günün birinde Diyarbakır’da bir eve misafirliğe gider. Ev epeyce kalabalıktır ve Diyarbakır'ın tanınmış ailelerinden birçok kişi de oradadır. Derken yabancı biri gelir ve evdekiler ona kendilerini tanıtmaya başlar:

… Cizrelioğlu,

...Cemiloğlu,

….Azizoğlu,

Derken sıra Niyazi Usta’ya gelir ve o anda çok nefret ettiği asalet unvanlarından birini kullanma ihtiyacı duyar.:

“Ben de Niyazi Eşekoğlu.”

Bu ve bunun gibi birçok hikayeyle anlatıyor Ruşen Arslan, bir neslin aklına, bir dönemin tarihine kazınmış; belki de acılara gülmenin ölümsüzleştirdiği Niyazi Ustayı… “Hiç önde görünmek istemezdi. Başa gelmek istemezdi. Hep hizmet ederdi” diyor gençlik yıllarında tanıdığı, arkadaş, yoldaş ve hayran olduğu ustası için. 

Ruşen Arslan sayesinde yâd ettiğimiz Niyazi Usta, sanatı, zanaatı, siyaseti, ideolojiyi ve hayatın binbir türlü halini eksiğiyle, fazlasıyla mütevazı ve gösterişsiz bir biçimde yaşama pratiği ile konuk oldu Kültürhane’ye.  Ve onun yöresinden geçenleri, yolundan gidenleri, aynı yolda düşenleri hatırlattı; dünyanın başka bir ucunda kaleme alınmış, Virginia Woolf dizeleri ile…

“Ne hoş bir güzelliği vardır; hafif adımlarla, dünyadan gülümseyerek geçenlerin. Kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların, onurlu bir yaşamı seçenlerin…”