Onur Aytaç

Hukuk Sohbetleri’nde Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz’ı ağırladık. Yeşilboğaz ile son dönemde barolarla ilgili gündeme gelen değişiklik tasarısını masaya yatırdık. Değişiklik tasarısına ilişkin itirazlarını dile getiren Yeşilboğaz, tepkisellik üzerinden yasa yapmanın sorunlu oluşuna dikkat çekti. Zira konuya ilişkin yasa yapımı, Ankara Barosu’nun Diyanet İşleri Başkanlığı’nın LGBTİ+’lara yönelik yapmış olduğu ayrımcı söylemi kınamasının ardından gündeme geldi. Tartışılan değişiklik önerilerinin hangi nedenlerle sorunlu olduğunu ele aldık.

ÇOKLU BARO & NİSPİ SEÇİM SİSTEMİ

Yeni yapılanma, “çoklu baro” şeklinde biçimlenirse yetki açısından bölünme yaratacak. Yeşilboğaz, bir şehirde birden fazla baro olmasını “böl-parçala-yönet” zihniyetinin bir tezahürü olarak yorumladı. Çoklu baro olarak tarif edilen yapının, avukatlara yönelik staj sürecinde verilen eğitimin niteliğini düşürebileceğine ilişkin kaygılar da mevcut. Üye sayısını yitirmeme endişesiyle baroların stajyer avukatlara ‘kolay yoldan’ ruhsat verebilme ihtimali de değerlendirilen sakıncalar arasında.

Bir diğer öneri olan nispi seçim sistemi ise barolardaki karar alma süreçlerini tıkayabilecek. Yeşilboğaz’ın da belirttiği üzere barolar, Meclis’in aksine yürütmeye benzer biçimde işliyor. Bu sebeple çarşaf-liste biçiminde seçimlerin gerçekleşmesi de antidemokratik olduğu anlamına gelmiyor. 19 Mayıs’ta Türkiye Barolar Birliği ile birlikte ortak bir şekilde yasa tasarısına karşı çıktığını açıklayan metnin imzacıları olan baroların başkanları  1 Haziran’da Ankara’da toplantı yaptı. Yeşilboğaz, toplantıda değerlendirilen alternatiflerden biri olarak itirazlarının dikkate alınmaması halinde eylemlilik sürecine geçebileceklerini ifade etti.*

KAMUSAL BİR SORUMLULUK OLARAK İNSAN HAKLARI

Baroların, Avukatlık Kanunu’ndan kaynaklı olarak insan haklarını savunmak gibi kamusal bir sorumluluğu bulunuyor. Yeşilboğaz, iktidarların her zaman bu misyonlarından rahatsız olduğunu belirtti. Toplumun dezavantajlı kesimlerinin Adli Yardım ve CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) Servisi gibi hizmetler aracılığıyla barolar sayesinde hak arama özgürlüklerini kullanabildiği göz önüne alındığında, düşünülen değişiklikle kırılgan grupların hak arama noktasında ciddi kayıplar yaşayacağı öngörülebilir.

Kadın hakları ve çocuk hakları gibi önemli alanlarda da hak savunuculuğunun zedeleneceğinin altını çizen Yeşilboğaz, gerçek sorunların böyle suni gündemlerle heba edilmemesi gerektiğini savundu. Avukatlık pratiği, hak savunuculuğu ile bütüncül bir biçimde düşünüldüğünde anlam kazanır. Yargı bağımsızlığı için mücadele eden savunmanın kurumu olan baroların bağımlı kılınmaya çalışılmasının ne kadar tehlikeli olduğu adil yargılanma hakkı bakımından Türkiye’nin Avrupa ölçeğinde sonlarda yer aldığı dikkate alındığında daha iyi anlaşılabilecektir.

SAVUNMA ÖZGÜRLÜKTÜR

Bu değişiklik aracılığıyla toplumsal muhalefetin bir parçası olan Baroların cezalandırılmaya çalışıldığını belirten Yeşilboğaz, toplumu da bu hak gaspına ilişkin sesini yükseltmeye davet etti. Hukuk devleti olabilmek için Bilgin Yeşilboğaz’ın da vurguladığı üzere “Savunma susmayacak!”

 *19 Haziran’da barolar Ankara’ya yürüyüşe geçti. Söyleşi bu tarihten önce gerçekleştirilmiştir.