Burçak GÖREL

“Yeryüzünü içinde yaşayan tüm canlılar için hayata elverişli kılabilir miyiz? Hayatı yıkıma uğratarak bir hayat inşa etmek mümkün mü? Bir arada yaşamamız mümkün mü? Bir umut var mı?”

Gıda mühendisi, bilim insanı Bülent Şık tüm bu sorular ve daha fazlasına cevap niteliğinde olan ikinci kitabı ‘Bizi Yeryüzüne Bağlayan Hikâyeler’ ile Kültürhane Umut Sohbetleri’nin konuğu oldu.  Covid-19 nedeni ile bir araya gelmenin zorlaştığı ve çeşitli önlemlere tâbi olduğu günümüzde alternatif bir birliktelik örneği yaratan etkinlik, söyleşiyi internet bağlantısıyla, kitap imzasını ise uzaktan hayata geçirdi. Kültürhane’nin terasında konukların yer aldığı etkinlikte, ekrandan kurulan bağlantıyla Ulaş Bayraktar’ın sorularını yanıtlayan Şık, söyleşi sonrasında okurları ile birebir sohbet ederek kitabını imzaladı. İmzasının fotoğrafını çeken Şık görüntüyü Kültürhane’ye iletti ve kilometrelerce öteden atılan imza kağıda basılarak  sahibine verildi. Normal şartlarda gerçekleşebilecek bir söyleşi ve imza gününün dönemin koşulları gereği internet üzerinden tasarlanmış hali, neredeyse eksiksiz bir biçimde hayata geçirildi. 

‘Bizi Yeryüzüne Bağlayan Hikâyeler’ kitabında yeryüzündeki yaşamı insan merkezli bakış açısıyla değil, kainatla birlikte ele alan Şık, insanın diğer canlılar ile olan bağını ve onlarla kurduğu ilişkiyi, yeryüzündeki hayatı ortaya çıkaran fiziksel ve yapısal koşullar üzerinden anlattı.  Hızlanan hayatlarımızdaki dönüşüme, bu dönüşümün içerisinde değişmeyen şiddet ve sömürü haline dikkat çeken Şık, bu durumun kitlesel bir kötülük ve bu kötülükten etkilenen insanlar topluluğu oluşturduğunu, birçok sorunun bu temelden yola çıkarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Gündelik Sorunların Geçmişle Olan Bağı 

Şık, kitabında ekoloji ve gıda sorununu şiddeti ortaya çıkaran temel üzerinden tartışmayı amaçladığını ifade ederek “Gıda, çevre, beslenme gibi sorunlar ve ekolojik kıyım siyasal atmosferin içinde şekilleniyor. Bu atmosfer dar bir grubun çıkarına ve refahına hizmet ediyor. Toplumun geniş bir kesimini ise olumsuz etkiliyor. En nihayetinde günün sonunda statünüz, sahip olduğunuz birtakım ayrıcalıklar sizi bu durumdan kurtarmıyor” diye konuştu. 

Hızlı akışa ve sürekli değişen gündeme rağmen büyük resimde değişmeyen tek faktörün siyasi atmosferin etkisi olduğunu söyleyen Şık, güncel sorunları ele alırken bu faktörü unutmamak gerektiğini vurguladı. Günümüzde Covid-19 gündemi ve aşı tartışmaları ile meşgul Türkiye’de 1926’da kurulan Refik Saydam Aşı Üretim Merkezi’nin 2011’de kapatıldığını hatırlatarak “Neden böyle bir birikim heba edildi? Türkiye neden aşı üretemiyor?” sorusunu sordu. Bu örnekle gündelik sorunların geçmişle olan bağına dikkat çeken Şık, “Bu siyasal atmosfer Türkiye gibi ülkelerde çok da iyi sonuçlara yol açmıyor” diye ekledi.

Karanlık, Karanlığın Biçimleri ve Karanlıkla Baş Etmenin Yolları

Bülent Şık, kuşuyla, börtü böceğiyle, ağacıyla, bitkisiyle, deresiyle, tepesiyle, insanıyla; tüm bileşenleri ile kıymetli olan yeryüzü için, refakat ilişkisini zedelemeden, iyi bir şeyler olsun diye çabalamanın emektar ruhuyla oluşturacağımız mücadelenin umudun ta kendisi olduğunu dile getirdi. 

Suların kirletilmesi, doğal yaşam alanlarının tahribi, ormansızlaştırma gibi ekolojik sorunları filmler ve alıntılar eşliğinde, adeta bir izlek sunarak ustalıkla anlatan Şık, tüm anlatısını bir bilim insanının ayağı yere sağlam basan verileri, bir sanatçının şairaneliği ve gündelik yaşamın sıradan ama kıymetli örnekleriyle ortaya koydu. Kitapta olduğu gibi, “karanlık, karanlığın biçimleri ve karanlıkla baş etmenin yolları” üzerine şekillenen söyleşi, varoluşun tarihine, yeryüzünün ücra köşelerinde var olan yaşamlara tanıklık etti. Tek sığınağımızın içinde yaşadığımız yeryüzü olduğu düşüncesinde birleşti. Bu birleşme dönemin birçok imkanının kullanıldığı, uzaktan, ancak bir o kadar da yakınlaştıran, okuyucu ile yazar arasında birebir bir iletişime olanak tanıyan imza etkinliği ile neticelendi.